• Haberler 26.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Emniyette “paralel yapı” iddialarına ilişkin “yasa dışı dinleme” ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 17 kişiden eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı, 5 kişi serbest bırakıldı. 

    Tags: , , ,

  • Haberler 26.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Cumhurbaşkanı seçimi için karayolu, havalimanları ve limanlardaki 42 gümrük kapısında oy verme işlemi bugün başladı.

    Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) seçim takvimine göre, gümrük kapılarında oy verme işlemi 10 Ağustos’a kadar sürecek.

    Yurt dışında yaşayıp söz konusu tarihlerde Türkiye’de bulunan ya da randevu aldığı veya kendisi için belirlenen günde yaşadığı ülkede oyunu kullanmayan seçmenler, sadece gümrük kapılarında kurulan sandıklarda oyunu kullanabilecek.

    Bu kapsamda, Gürbulak, Türkgözü, Sarp, Kapıkule, İpsala, Hamzabeyli, Pazarkule, Esendere, Dilucu, Dereköy, Habur, Kapıköy karayolu gümrük kapılarında, Şakirpaşa, Esenboğa, Antalya, Eskişehir, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul Atatürk, İstanbul Sabiha Gökçen, Adnan Menderes, Erkilet, Konya Askeri Havaalanı, Dalaman, Bodrum-Milas, Samsun, Trabzon, Zonguldak havalimanı gümrük kapılarında ve Kaş, Kuşadası, Ayvalık, Karaköy, İzmir, Çeşme, Derince, Mersin, Taşucu, Fethiye, Marmaris, Bodrum, Samsun liman gümrük kapılarında sandık kuruldu.

    Seçmenlerin, gümrük kapısında oy kullanması için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösteren nüfus hüviyet cüzdanı veya pasaportunu yanında bulundurması gerekecek. Nüfus cüzdanı veya pasaportunda kimlik numarası olmayanlar, üzerinde kimlik numarası bulunan ek bir kimlik belgesini göstermek zorunda olacak. 

    Tags: , , ,

  • Haberler 26.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Emniyette “paralel yapı” iddialarına ilişkin “casusluk” ve ”yasa dışı dinleme” ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 92 şüpheliden 66′sı tutuklanmaları istemiyle mahkemeye gönderilirken, 26′sı serbest bırakıldı.

    Emniyette “paralel yapı” iddialarına ilişkin ”yasa dışı dinleme” ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen, aralarında eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 17 kişinin savcılık sorguları tamamlandı. Savcılık, bu kişilerin tamamını tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk etti.

    ”Casusluk” soruşturması kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 75 şüphelinin sorguları da tamamlandı. Savcılık, aralarında Yurt Atayün’ün de bulunduğu 49 şüpheliyi tutuklanmaları istemiyle mahkemeye gönderirken, 17 şüphelinin serbest bırakılmasına karar verdi.

    Savcılık, akşam saatlerinde bu soruşturma kapsamında 9 kişinin serbest bırakılmasını kararlaştırmıştı. Toplamda 26 kişi, ”casusluk” soruşturmasında serbest bırakılmış oldu. 

    Tags: , , , , ,

  • Haberler 26.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Seçilemeyebiliriz, ihtimaldir. En az şans verilen aday benim, değil mi? Bizim kaybedeceğimizi sanmayın. Bu ilkeler Türkiye’de kazanacak. Asıl kaybeden onlar olacak” dedi.

    Antalya’da bir düğün salonunda kentteki sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya gelen Demirtaş, burada yaptığı konuşmada, Antalya’nın tarım ve turizm açısından Türkiye’yi önemli ölçüde ekonomik olarak beslediğini söyledi.

    Demirtaş, yıllardır Türkiye’de hiç bir inancın, kimliğin yok sayılmadığı, herkesin kendi dili, kültürü, inancıyla eşit yurttaş olarak yaşadığı bir toplum mücadelesi verdiklerini belirterek, bu mücadeleyi sürdürenlerin devletin ırkçı mantığıyla karşı karşıya kaldığını savundu.

    Ezilenlerin ve sömürülenlerin bir araya gelmemesi için Kürt’ün yıllardır düşman gibi gösterildiğini öne süren Demirtaş, şunları kaydetti:

    “Devlet kendi eliyle başbakanlarının söylemiyle medya aracılığıyla, yargının desteğiyle Türkiye’ye Kürtleri bu şekilde anlattı. Yıllarca Alevileri kötülediler. Yakın zamana kadar başörtülüleri ‘rejim için tehlikelidir’ diyerek onların üzerinden kamplaşmaya gittiler. Kadını, eşit yurttaş olarak tanımamak için kötülediler. Ermeni ve Rum, küfür ve hakaret sözcüğüdür. Yahudi aşağılayıcı bir terimdir. Yezidi, hakaret sözcüğüdür. İnsan anadiliyle birlikte vardır. Bu elinden alınıyorsa geriye hiçbir şey kalmaz.”

    “Önce birbirimizi tanıyacağız”

    Devleti kimlik, mezhep ayrımı yapmadan her vatandaşına hizmet yapar hale getirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Demirtaş, şöyle konuştu:

    “Kürt, Arap, Çerkez, Gürcü, Roman, Ermeni, Alevi, Süryani, Yezidi ve Müslümanıyla bizler birbirimize karşı önyargıları kırarak, ezilenlerin birliğini, dayanışmasını geliştirerek devletin her kesime hizmet etmesini başarabiliriz. Başbakan ‘tek millet’ diyor. Türkiye’deki en büyük tehlike, bölücülük, tekçiliktir. Çoğulculuk, bölücülük değildir. Bölünmemenin teminatıdır. Kendi içinde çok dilli, kültürlü ama eşit, adilce yaşam. Bölünmemenin, ayrılmamanın teminatı budur. Önce biz birbirimizi kabul edeceğiz. Devletin bize tanıttığı Kürt yerine Kürt’ü, Türk yerine de Türk’ü tanıyacağız. Aleviyi tanıyacağız. Dokunacağız, temas edeceğiz. İnsani ilişkileri halk olarak geliştireceğiz. Birbirimizden uzak durmayacağız. Biz uzak durdukça emeğimizi sömürmeleri çok daha kolay oluyor. Doğamızı tahrip etmeleri çok daha kolay oluyor.”

    Sabah katıldığı Kadın Adayları Destekleme Derneği’nce düzenlenen bir toplantıda, bir kadının kendisine “Sen daha Türküm diyemiyorsun. Nasıl Cumhurbaşkanı olacaksın?” şeklinde soru yönelttiğine işaret eden Demirtaş, “Türk olsaydım Türk olduğumu söylerdim. Kürdün kendini inkar ederek Türküm demesi cumhurbaşkanı olmak için şartsa ben bu şekilde cumhurbaşkanı olmayacağım. Türk olmak cumhurbaşkanı olmak için yeterliyse Kenan Evren ‘Türküm’ diyordu. Yeterli miydi? Böyle düşünmemek lazım. Orada oturacak kişinin mezhebi, kimliği önemli değil. Vicdanlı, dürüst, halktan yana olması önemli. Türk olsun çamurdan olsun anlayışı yanlıştır” diye konuştu.

    “Seçilemeyebiliriz, ihtimaldir”

    Türkiye’nin, halkın sorunlarının takipçisi, hükümetten, parlamentodan ya da yanlış yapan bürokrattan hesap sorabilecek bir cumhurbaşkanına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önümüzdeki seçimlerde halk karar verecek. Seçilemeyebiliriz, ihtimaldir. En az şans verilen aday benim, değil mi? Bizim kaybedeceğimizi sanmayın. Bu ilkeler Türkiye’de kazanacak. Asıl kaybeden onlar olacak. Asıl kaybeden ‘Biz şu koltuğu kazanalım da ilkelerimizi unutalım’ diyenler olacak. İlkeler uğruna koltuktan, canından vazgeçenler kazanacak. Bu ilkelerimizle bütün ezilenler için seçim nihai bir son değildir. Kazanırız ya da kaybederiz ama mücadelemiz süreklidir. Seçimler sonrasında da önemli olan bütün kimlik ve inançlarıyla aynı masada oturma, durma fikrinden vazgeçmemeliyiz. Vazgeçersek, Suriye, Mısır, Lübnan ve Libya’daki durumla karşı karşıya kalırız. Mesele bizim açımızdan cumhurbaşkanı seçmenin çok ötesinde yeni yaşamı inşa etme meselesidir.” 

    AA

    Tags:

  • Haberler 26.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Trenle İstanbul Pendik’e giden ve halka hitap eden Başbakan Erdoğan, yüksek hızlı trenle başkentleri demirağlarla birbirlerine bağladıklarını söyledi.

    Erdoğan, Pazar günü hizmete başlayacak yüksek hızlı trenin 1 hafta boyunca ücretsiz olacağı müjdesini de verdi.

    Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ecdadımıza sözümüz vardı, Sultan Abdülmecid’e sözümüz vardı. Sultan Abdülhamid’e sözümüz vardı ve onlara verilen sözü biz gerçekleştirdik Allah’a hamdolsun. Çıkmış şimdi adaylardan bir tanesi ne diyor; ‘Marmaray’ı diyor Demirel yapıyordu’. Hadi ordan, Demirel’in ne alakası var” dedi.

    Erdoğan, Ankara-İstanbul hattında hizmet vermeye başlayan Yüksek Hızlı Tren (YHT) ile yaptığı yolculukla geldiği Pendik’te düzenlenen törende yaptığı konuşmada, açılışı yapılan Ankara-İstanbul YHT hattının Eskişehir-İstanbul bölümünün ülke ve millete hayırlı olması temennisinde bulundu.

    Bugün Ankara’dan yola çıktıklarını ve Eskişehir ile Bilecik’in ardından şimdi de İstanbul Pendik’te olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bugün Ankara, yüksek hızlı tren sevincini bir kez daha yaşadı, bugün Eskişehir yüksek hızlı tren sevincini bir kez daha tattı. Bugün Bilecik, Sakarya, Kocaeli, yüksek hızlı tren sevinciyle ilk kez tanıştı. İlk defa bu muhteşem hizmeti tecrübe etti. Şu anda da Allah’a hamdolsun İstanbul, yüksek hızlı tren sevincini yaşıyor. Türkiye dünyanın 8′inci, Avrupa’nın 6′ncı yüksek hızlı tren ülkesi olmanın sevincini, gururunu yaşıyor.”

    Erdoğan, bugün sadece yüksek hızlı tren hattının sevincini yaşamakla kalmadıklarını, aynı zamanda başkentleri demir ağlarla buluşturduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ana muhalefetin dediği gibi ‘demir ağlarla ördük Türkiye’yi’. Ah bunlara sormak lazım, Gazi Mustafa Kemal’den sonra siz kaç kilometre demir ağ ördünüz, kaç kilometre bunu söyleyin. Demir ağlarla Türkiye’yi ören biziz biz. Hem yeniliyoruz hem yüksek hızlı tren hatlarına geçiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara ile Türk dünyası kültür başkenti Eskişehir hızlı tren aracılığıyla birbirleriyle çok farklı şekilde kucaklaşmıştı. Ardından Anadolu Selçuklu başkenti Konya’yı buna ilave ettik. Şimdi de Osmanlı cihan devletinin payitahtı İstanbul’u bu kavuşmaya dahil ediyoruz. Bugün Bilecik’te, Söğüt’te yükselen o kurucu ruhun kendinden önceki ve sonraki başkentlerle buluştuğu gündür. Çok anlamlı bir gün.”

     Bugünün, Anadolu’nun manevi mimarlarının, mekanlarının daha da yaklaştığı müstesna bir gün olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Üsküdar’daki Aziz Mahmut Hüdai Hazretleriyle, Yunus Emre’nin, Nasrettin Hoca’nın, Mevlana’nın, Hacı Bayram Veli’nin, Gazi’nin işte buluştuğu gün bugündür. Açılışını yaptığımız bu yüksek hızlı tren hattı ile aynı gün içinde bütün bu başkentleri dolaşıp yeniden İstanbul’a dönebilirsiniz. Böylesine muhteşem bir hizmetin, böylesine önemli bir yatırımın açılışını yapıyoruz. Biz bu yatırımlara sıradan birer hizmet gözüyle bakmıyoruz. Biz bu yatırımlarla aynı zamanda kadim medeniyetimizi ihya ediyoruz. Yeni bir medeniyet inşa ediyoruz. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, haberleşmede ve diğer tüm alanlarda gerçekleştirdiğimiz her hizmet bizi yeni Türkiye’ye bir adım daha yaklaştırıyor.”

    Başbakan Erdoğan, bu iktidarın eski Türkiye’nin varisi olmadığını belirterek, bu iktidarın yeni Türkiye ruhuyla yürüyen bir iktidar olduğunu dile getirdi.

    “Türkiye 70 yıldır demir yolu hasreti çekiyor”

    Türkiye’nin 70 yıldır demir yolu hasreti çektiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Yüksek hızlı tren derseniz biz iktidara gelene kadar hayallerde bile yoktu. Hükümete gelir gelmez hemen kolları sıvadık. Bir yandan yılların ihmalini, yılların tahribatını gidermenin çabası içerisindeyken, bir yandan da hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için tüm imkanları seferber ettik. 15 bin kilometre bölünmüş yol dedik, şu an itibarıyla 17 bin kilometreyi aştık. Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı 79 senede… Biz ise 12 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık, farkımız bu.”

    Başbakan Erdoğan, 500 bin toplu konut dediklerini anımsatarak, “Gerçekleşti. Marmaray dedik, ah kardeşlerim 12 yıl önce şu Boğaz’ın 62 metre derinliğinden Marmaray geçecek denseydi inanır mıydınız? Ama biz… Ecdadımıza sözümüz vardı, Sultan Abdülmecid’e sözümüz vardı. Sultan Abdülhamid’e sözümüz vardı ve onlara verilen sözü biz gerçekleştirdik Allah’a hamdolsun. Çıkmış şimdi adaylardan bir tanesi ne diyor; ‘Marmaray’ı diyor Demirel yapıyordu’. Hadi ordan, Demirel’in ne alakası var” diye konuştu.

    Marmaray’ın ilk adımını atanın Abdülmecid, Abdülhamid Han olduğunu ama hayata geçirmenin kendilerine nasip olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Temelini de biz attık, açılışını da biz yaptık. Bütün engellemelere rağmen yüksek hızlı tren dedik, barajlar, köprüler, adalet sarayları dedik. Hiç durmadan çalıştık, koşturduk, ter döktük. Neden? Çünkü ‘Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız’ dedik. Bu inşa ve imar faaliyetlerini yürütürken, bir yandan da demokrasi mücadelesi verdik. Hak ve özgürlükleri geliştirmenin, genişletmenin mücadelesini verdik. Kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirmek için ne gerekiyorsa yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”

    Başbakan Erdoğan, attıkları her adımda önlerine engeller çıkarıldığına vurgu yaparak, “Türkiye büyümesin, Türkiye güçlenmesin, hedeflerine ulaşamasın diye her yola başvurdular. Kimi zaman darbecilerin, kimi zaman yargı ve emniyet içinde gizlenmiş sivil darbecilerin saldırılarına maruz kaldık. Teslim olmadık, eğilmedik, dik durduk, kararlı, sabırlı davrandık ve ‘sabreden zafere ulaşır’ hükmünü hamdolsun yaşadık” diye konuştu.

    “Allah’ın yardımı, milletimizin desteği ile hepsinin de üstesinden geldik” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Başlattığımız projelerin birer birer neticesini almaya, hedeflerimize ulaşmaya başladık. Hatta daha da ötesine geçtik, 2023 için yeni ve çok daha büyük hedefler belirleyip, ilan ettik. Bugüne kadar bizden desteğini esirgemeyen, her zor anımızda yanımızda dimdik duran milletimize şükranlarımı sunuyorum. Siz bizi yalnız bırakmadınız, hamdolsun 30 Mart’ta da bu paralel yapı, kumpasçılar bir araya geldiler ama biz Hakk’a güvendik, halka güvendik ve siz yüzde 45,5′la ‘yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan’ dediniz ve oyun bozuldu. Bizi daima en güçlü şekilde destekleyen İstanbul’a, siz hemşehrilerime şükranlarımı sunuyorum. Mübarek Ramazan-ı Şerif’in şu son günlerinde burada sizlerle birlikte bu sevinci, bu mutluluğu bizlere yaşattığı için Rabbime hamdediyorum.”

    Erdoğan, “Eğer bu kardeşinizi Çankaya’ya gönderirseniz, biliniz ki paralel yapıyla mücadelemiz durmayacaktır. Çünkü bunlar ulusal güvenliğimizi tehdit ettiler” dedi.

    Erdoğan, 10 Ağustos’ta milletin teveccühü ve desteği ile cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de hizmetlerinin, milletle birlikteliğinin yeni bir unvan ve anlayışla devam edeceğini söyledi.

    “Durmak yok yola devam” diyen Erdoğan, Çankaya’ya çıkmasının hizmetlerini durdurmayacağını ifade ederek, “Biz ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece… Gideceğiz gündüz gece. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırma, çözüm sürecini başarıyla neticelendirme, paralel yapının ülkemize verdiği zararları önleme konusunda en küçük bir taviz vermeden çalışmaları sürdüreceğiz” dedi.

    Erdoğan, konuşmasında, emniyetteki “paralel yapı” operasyonu nedeniyle ifade vermeye giderken basın mensuplarına açıklama yapan Emniyet Amiri İsmail Arslan’ın sözlerine de tepki gösterdi. Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Eğer bu kardeşinizi Çankaya’ya gönderirseniz, biliniz ki paralel yapıyla mücadelemiz durmayacaktır. Çünkü bunlar ulusal güvenliğimizi tehdit ettiler. Şimdi yandaş medyalarında, böyle acındırma, dramatik pozlar veriyorlar. Oralarda bu tür şeyler yapıyorlar. Ondan sonra anneciğine haber gönderiyor. Bir tanesi diyor ki, ’5 cüzüm kalmıştı hatm-i şerifimde, beni sevenlere havale ediyorum, onları da siz tamamlayın’ diyor. Ben sana söyleyeyim, içeride zaman bol. Al Kur’an-ı Kerim’i yanına, orada 5 cüzü de tamamla. Milleti ne zannediyorsun? Ne zannediyorsun milleti? Senaryocu bunlar, senarist. Bu işleri iyi biliyorlar. Allah ömür verdiği, bu can bu tende durduğu müddetçe ülkeme, milletime hizmet yolunda çalışmaktan bizi kimse alıkoyamayacak. Konuşuyorlar, ‘Başbakan hesap verecek’ diyorlar. Biz, size verilecek hesaptan değil, Rabbime verilecek hesaptan korkarız. Biz, hesaba çekilmeden kendini hesaba çekenlerdeniz. Biz böyle terbiye aldık. Böyle yetiştik. Bu yolda böyle yürüyoruz.”

    “Ekmeleddin Bey Marmaray’dan geçmiş, sevindim” 

    Yüksek Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin pek çok spekülasyon yapılmaya çalışıldığını ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ankara-Eskişehir hattı açıldığında da aynı tezviratlar yapıldı. Ankara-Konya hattı hizmete girdiğinde de aynı dedikoduları ürettiler ama bu akşam anlamlı? Niye biliyor musunuz? Ankara-Konya’yı da yine böyle bir ramazan akşamında açtık. Ankara’dan Yüksek Hızlı Tren’e bindik, Konya’ya indik, indiğimiz yerde de iftarımızı yaptık. Şimdi bu akşamda da burada iniyoruz, iftarımızı da inşallah Haliç Kongre Merkezi’nde yapacağız. Güzel şeyler oluyor. Daha güzelleri de olacak inşallah. Kardeşlerim! Bugün baktığımızda o iddiaları, o iftiraları dillerine dolayanların bu hizmetlerden ziyadesiyle faydalandıklarını görüyoruz. Elbette faydalanacaklar. Biz bu hizmetleri 77 milyonun tamamı için gerçekleştiriyoruz. Kardeşlerim, örneğin Ekmeleddin Bey Marmaray’dan geçmiş. Sevindim. Hiç yuhalamaya gerek yok, sevindim çünkü biz bu hizmetleri onlar için de yaptık ama baltayı taşa vuruyor. Ne diyor? Demirel yapmış, Ecevit yapmış. Ayıptır. Bunu yapanın biz olduğumuzu söylemekten kaçınıyor. Niye? Allah şaşırtıyor, baltayı taşa vuruyor ama temennim odur ki Kılıçdaroğlu da geçer. Temennim odur ki Bahçeli de geçer. Onların peşinden gidenler geçiyor da kendileri geçemiyor ama biraz insaf, biraz izan, biraz takdir beklemek de hakkımız.”

    “Kıskananlar çatlamasın”

    “Kıskananlar çatlasın” şeklinde tezahürat yapılması üzerine Erdoğan, “Çatlamasın be… Onlar da bize lazım. Onlar da bu milletin birer ferdi. İnşallah, onlar da hakkı kabul edecekler, görecekler” ifadelerini kullandı.

    Hattın demir yolu yapımı bakımından zor bir coğrafyada inşa edildiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bu hat, Türkiye’nin demir yolu yapımı bakımından en zor coğrafyasında inşa edildi. Toprak, kaya, zemin gibi faktörler, proje hattı boyunca neredeyse adım başı farklılık gösteriyordu. Dünyanın bilinen ve uygulanan tüm inşa tekniklerini inceledik, denedik, tecrübe ettik. Yüksek Hızlı Tren inşa sahası, teknik üniversitelerimiz için bu alanda çalışan bilimsel kuruluşlarımız için adeta birer staj alanı haline geldi. Kardeşlerim, Ankara-Eskişehir, Ankara-Konya ve Marmaray projelerinde de elde ettiğimiz bilginin, deneyimin tamamını bu hattın inşasında kullandık. Bu alanda dünyada söz sahibi yabancı şirketlerle işbirliği yaptık. Bu vesileyle Çinli, İspanyol ve İtalyan dostlarımıza emekleri, bu ülkelerin hükümetlerine katkıları için teşekkür ediyorum. Gerçekten çok büyük çabalar, çok büyük fedakarlıklar sonucunda neticeye ulaştık. İşte bugün hattımızın açılışını yapıyoruz. En başından bugüne kadar projede emeği olan, alın teri olan, katkısı olan başta eski bakanım Binali Yıldırım, yeni bakanım Lütfi Elvan ile Devlet Demiryolları Genel Müdürümüz Süleyman Karaman olmak üzere tüm mühendislere, işçi kardeşlerime, yüklenici firmalara huzurlarınızda şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.”

    Hattın testlerinin ve sertifikasyon süreçlerinin tamamlandığını, yarından itibaren de Ankara ile İstanbul arasında karşılıklı seferlerin başlayacağını dile getiren Erdoğan, “Kardeşlerim, ilk etapta günde 12 sefer olacak. Zamanla, sefer sayıları artacak. İstanbul Ankara arası yolculuk 3,5 saat. İstanbul İzmit arası 42 dakika, İstanbul-Sakarya arası 1 saat 9 dakika, İstanbul-Eskişehir arası 2 saat 20 dakika sürecek. Önümüzdeki yıl da Yüksek Hızlı Tren’le Marmaray’ı inşallah birleştiriyoruz. Böylece Pendik’ten Ayrılıkçeşme’ye, oradan karşıya, Halkalı’ya kadar aynı sistemle yolculuk yapılabilecek. Bunun için arkadaşlarımız gece gündüz çalışıyor” diye konuştu.

    “Eski Türkiye geride kaldı”

    Ray döşeyip yol yaparken aynı zamanda gönüller de yaptıklarını ifade eden ve Fatih Sultan Mehmet’in “Hüner, bir şehir bünyad eylemektir. Reaya kalbin abad eylemektir” şeklindeki dizelerini hatırlatan Erdoğan, “Evet, biz Fatih’in dediği gibi kalpler kazanmak için çalışıyoruz. Bunun için mücadele veriyoruz. Demokrasiyi içine sindiremeyenler, yıllarca hem bu millete doğru dürüst hizmet getirmediler hem de milletin hakkına, hukukuna, inancına, kılığına, kıyafetine varıncaya kadar tüm özgürlüklerine set çektiler, engel oldular. Artık o dönemler geride kaldı. Eski Türkiye geride kaldı” dedi.  

    Tags: , , , ,

  • Haberler 25.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, “Yeni Türkiye’nin inşası hızla devam ediyor. Bu da birilerini çok ciddi şekilde maalesef rahatsız ediyor. Birileri bizim komşularımıza, yakın çevremize uzattığımız dostluk, kardeşlik elinden, işbirliği ve dayanışma elinden maalesef rahatsız oluyorlar” dedi.

    Ankara Ticaret Odasınca (ATO) Iraklı Türkmenlere, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) aracılığıyla gönderilecek biner kolilik gıda yüklü üç yardım tırı, düzenlenen törenle yola çıkarıldı.

    İşler, ATO’da gerçekleştirilen törende, mübarek ramazan ayında sevinmeleri gerekirken yüreklerini yakan pek çok olaya şahit olduklarını söyledi. Türkiye’nin komşularında “yangın olduğunu” dile getiren İşler, Suriye’de 3, 4 yıldır devam eden çatışmalar nedeniyle milyonlarca insanın evinden barkından ayrıldığını ve komşu ülkelere sığındığını anlattı.

    Suriye’de büyük insanlık trajedisi yaşandığını ancak bütün dünyanın sessiz kaldığını ifade eden İşler, “Kimyasal silahlar kullanıldı, ‘kırmızı çizgiler’ denildi, hepsi aşıldı ama gerekli müdahaleler yapılmadı. Bu nedenle yüz binlerce insan öldü, yüz binlerce insanın akıbeti belli değil. İçeride ve dışarıda milyonlarca mülteciyle karşı karşıyayız” diye konuştu.

    Irak’ın, ABD’nin müdahalesinden sonra hiç durulmadığını, sürekli çatışmalarla bugüne geldiğini belirten İşler, Amerika’nın müdahalesinin huzur, istikrar ve barış değil kaos ve yoksulluk getirdiğini kaydetti.

    Irak’ta özellikle son aylarda mezhep çatışması ve bölünmüşlüğünden hareketle ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren İşler, “İnsanların arasına fitne, ayrılık tohumları döküldü ve bugüne kadar çok canlar yandı, çok evler yıkıldı, ocaklar söndü. Özellikle son IŞİD olayından sonra da yine on binlerce insan evlerini terk etmek durumunda kaldı” dedi.

    Irak coğrafyasındaki Türkmenlerin de son saldırılardan sonra ciddi sıkıntılarla karşılaştığını, evlerini terk etmek zorunda kaldığını anlatan İşler, şöyle devam etti:

    “İlk günden itibaren Türkmen kardeşlerimizin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Kendi aralarındaki sorunları çözmek için devlet olarak, Dışişleri olarak her zaman elimizi uzattık, aralarındaki ihtilafları giderme konusunda büyük çabalar sarf ettik. Fakat ülkenin mevcut siyasi yapısından dolayı bir takım sıkıntılar var. Oralarda bu sıkıntılar hala sürüyor. Ama biz insani yardım olarak gerek Suriye gerekse Irak’taki Türkmen kardeşlerimize her zaman elimizi uzattık. Aynı zamanda Arap, Kürt kardeşlerimize, yakın coğrafyadaki bütün akraba topluluklara elimizi eşit mesafede uzatıyoruz. Elbette ki Türkmen kardeşlerimizin ayrı bir yeri var, onlarla da özel olarak ilgileniyoruz. Bu olaylar yaşandığı zaman ‘Türkiye Türkmenlerle ilgilenmiyor’ gibi bir takım akla ziyan açıklamalar yapıldı. Bizim burada toplanmamızın vesilesi yardım kampanyası, bence son derece anlamlı. Şu ana kadar 71 tır, Telafer, Sincan, diğer bölgelere, hepsine ulaştırıldı.”

    İşler, ATO’nun bu desteğinin, ticaret odaları tarafından yapılan ilk yardım olduğunu da vurgulayarak, TOBB’un da gelecek günlerde yüklü miktarda yardım yapacağını, bu konudaki görüşmelerin devam ettiğini anlattı.

    Türkiye’nin etrafının kan gölüne, ateş çemberine dönüştüğünü dile getiren İşler, “Komşularımızda yangın var ve o yangını söndürebilecek irade, gayret, çaba bizde var. Bunun için de Türkiye’nin güçlü, büyük, iri, diri olması lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    Yeni Türkiye’nin inşasının hızla devam ettiğini vurgulayan İşler, “Bu da birilerini çok ciddi şekilde maalesef rahatsız etmekte. Birileri bizim komşularımıza, yakın çevremize uzattığımız dostluk, kardeşlik elinden, işbirliği ve dayanışma elinden maalesef rahatsız oluyorlar. Onun için Türkiye’yi de son bir yıl içinde ciddi şekilde karıştırmak istediler” dedi.

    İşler, Gezi olayları ile 17 ve 25 Aralık operasyonlarıyla Türkiye’nin durdurulmak istendiğini ancak başarılamadığını, ülkenin hızlı şekilde yoluna devam ettiğini bildirdi.

    “BAŞLARINI ÖNE EĞDİRMEYECEĞİZ”

    Gazze’de yaşanan olaylara değinen İşler, “Zaten içimiz kan ağlıyordu. Gazze’deki olaylar da bu işin tuzu biberi oldu” dedi.

    İsrail’in 17 gündür Gazze’ye saldırdığını, yasaklanan silahları kullandığını ifade eden İşler, İsrail’in acımasız şekilde bebekleri, çocukları, masum sivilleri, kadınları, yaşlıları, sahur, iftar sofralarında attığı bombalarla öldürdüğünü, evlerini başlarına yıktığını söyledi.

    Bu durum karşısında en gür sedanın Türkiye’den çıktığına işaret eden İşler, şöyle konuştu:

    “BM ve BM Güvenlik Konseyi, bu olaya kör, sağır, dilsiz kaldı. Diğer Batı ülkeleri aynı şekilde bu olaya kör ve sağır kaldılar. Hepsinden acı vereniyse İslam ülkelerindeki bu sessizlik, hepimizi üzmüş durumda. Tek sesini çıkaran Türkiye olduğu zaman bundan da birileri rahatsız oluyor. Varsın rahatsız olsunlar. Bizim tarihten gelen sorumluluğumuz var. Bizim yerleşik hale gelmiş geleneğimiz var. Millet olarak her zaman kimsesizlerin, garibanların, mazlumların, haklının, doğrunun yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Başkaları ne derse desin biz bu politikamızı sürdüreceğiz. Nasıl ki geçmişte ecdadımızın adalete, hoşgörüye, insanlığa dayanan politikalarından gurur duyuyorsak, bundan 50, 100 yıl sonra gelecek nesiller de 2000′li yılların başındaki AK Parti’nin izlediği politikalardan gurur duyacak. Onların başlarını öne eğdirmeyeceğiz.”

    “Hem devlet hem millet olarak işi sıkı tutuyoruz, bütün mazlum coğrafyaya insanlık, kardeşlik elimizi uzatma gayreti içindeyiz” diyen İşler, Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri bozulduğunda şart koştuğu üç konudan birinin “Gazze’deki ablukanın kalkması olduğunu” hatırlattı.

    Bu şartın Türkiye’nin dış politikasının esaslarını ortaya koyması bakımından son derece önemli olduğunu ifade eden İşler, “Uluslararası ilişkiler maalesef sadece ve sadece çıkar üzerine oturtuluyor. İnsanlık, ahlak, ilkeler nerede, yok. İşte onun için bizim politikamız sadece çıkar üzerine oturmuyor. Bizim politikamızın temelinde insanlık, etik, ilkeler vardır” şeklinde konuştu.

    Filistin sorunu durduğu sürece Orta Doğu’ya barış gelmeyeceğine inandıklarını anlatan İşler, bundan dolayı İsrail ile ilişkiler iyi olduğunda dostluk elini onlara da uzattıklarını ve “Gelin, şu coğrafyada barışı sağlayalım” dediklerini söyledi.

    Türkiye’nin bu konuda arabuluculuk yaptığını, bunun 6 ay sürdüğünü, son noktaya gelinmesine karşın İsrail’in bildik tavrını ortaya koyarak Gazze’ye saldırdığını dile getiren İşler, en üst seviyede tepkilerini ortaya koyduklarını söyledi. Davos olayını anımsatan İşler, “İsrail Cumhurbaşkanı, bütün dünya kamuoyu önünde Sayın Başbakanımız tarafından azarlanmış oldu. Yaptıkları zulüm de bütün dünya halklarının gözüne adeta sokulmuş oldu” dedi.

    Son zamanlarda Filistin’in kendi aralarında iç uzlaşılarını sağladığını, Ulusal Birlik hükümetini kurduklarını belirten İşler, İsrail’in devreye girip saldırmaya başladığını söyledi. İşler, bu saldırıların bir nedeninin de Filistin’deki uzlaşıyı sona erdirmek olduğunu anlattı. İşler, “Ama çok şükür Filistinli kardeşlerimiz geçmişte yaşanan acılardan sanırım yeterince ders aldıkları için birlik ve beraberliklerini korudular” diye konuştu.

    “AKLA ZİYAN AÇIKLAMALAR YAPAN ADAYLAR VAR”

    Gazze olayında doğrudan yardım elini uzatan ilk ülkenin yine Türkiye olduğunu vurgulayan İşler, Gazze’de yapılan yardımlara değindi. İşler, “Bütün bunlar yapılırken bir de ‘Türkiye’den bir konserve kutusu yardım gitmedi’ gibi ifadeler kullananlar oluyor. Sayın Başbakanımız, ilk günden itibaren açıklıyor, yüksek sesle ifade ediyor, talimat verdiğini ve TİKA’nın yardımlarını sürdürdüğünü. Ama bunlardan habersiz olarak hala akla ziyan açıklamalar yapan adaylar da var, cumhurbaşkanı adayları var. Bu konuyu onların ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum.”

    İşler, 21. yüzyılın kazananının Türkiye olduğunu, ancak bu yüzyılda yegane kazanan olmak istemediklerini belirterek, “Bencil davranmak istemiyoruz. Biz istiyoruz ki biz kazanırken kardeşlerimiz de kazansın. Onlara da elimizi uzatıyoruz. Onları da bulundukları açmazdan çıkarmanın gayreti içindeyiz” dedi.

    “MADDİ BOYUTUNUN ÖTESİNDE ÇOK DEĞERLİ ANLAM TAŞIYOR”

    AFAD Başkanı Fuat Oktay, Türkmenlere insani yardımların özellikle gıda ve hijyen malzemesi boyutunda bütün hızıyla sürdüğünü söyledi.

    AFAD’ın Habur Sınır Kapısı’nda koordinasyon merkezi kurduğuna işaret eden Oktay, Türkiye’den gelen tüm yardımların, Irak Türkmen Cephesi’nin de katkılarıyla yerelde ihtiyacı olanlara dağıtımına kadar takibini yaptıklarını anlattı.

    ATO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci de IŞİD baskınlarından sonra Irak’taki on binlerce Türkmenin evsiz ve yurtsuz kaldığını, yüzlerce Türkmenin katledildiğini ifade etti.

    Türkiye’nin elindeki imkanlarla bu insanlara yardım etmenin gayretinde olduğunu anlatan Bezci, “Bu çok ağır şartlara karşı sadece devletin imkanlarının yetmeyeceği açıktır. ATO olarak zor durumda olan kardeşlerimize bir nebze de olsa yardım gayreti içindeyiz” diye konuştu. 

    Tags: , , , , , ,

  • Haberler 25.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Türk Musevi Cemaati’den yapılan açıklamada, “Gazze’de vuku bulan insanlık dramının kimi basın yayın organlarında ve sosyal medyada ülkemizdeki Musevi yurttaşlarımıza yönelik ırkçı ve ayırımcı söylemlere vesile edilmesini, günümüzde ulusal edebiyatımızın usta ve üretken kalemi yazar Mario Levi’yi de hedef aldığını esefle gözlemliyoruz” ifadelerini kullanıldı.

    Açıklamada, Levi’ye karşı bu tavrı günümüzde kimi çevrelerce üretilen ve tüm Musevi inançlıları da içine alan ırkçı ve ayırımcı söylemlerle tahriklerin ulaştığı tehlikeli boyutun son günlerde de benzerlerinin görüldüğü belirtildi.

    Bunun müdahale edilmesi gereken bir nefret suçu örneği olarak değerlendirildiği aktarılan açıklamada, yetkili mercilere çağrının yenilendiği vurgulandı.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Gazze’ vuku bulan insanlık dramının kimi basın yayın organlarında ve sosyal medyada ülkemizdeki Musevi yurttaşlarımıza yönelik ırkçı ve ayırımcı söylemlere vesile edilmesini, günümüzde ulusal edebiyatımızın usta ve üretken kalemi yazar Mario Levi’yi de hedef aldığını esefle gözlemliyoruz. Konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanımız sayın Ömer Çelik’in sosyal medyada paylaştığı sağduyu ve hakkaniyet telkin eden ve konuyu nefret suçu olarak niteleyen mesajlarını saygı ve takdirle karşılıyor, bu mesajların milletimiz tarafından samimiyetle paylaşılarak benimsenmesini diliyoruz.” 

    Tags: , , , ,

  • Haberler 25.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin İsrail’in yüzlerce masum sivilin hayatını kaybettiği, binlercesinin de yaralandığı Gazze Şeridi’ne yönelik operasyonunun durdurulması ve bölgede kalıcı bir ateşkes sağlanması doğrultusundaki çabalarının yanı sıra saldırılardan etkilenen Filistin halkının acil insani ihtiyaçlarının karşılanması doğrultusundaki çalışmalarını ara vermeksizin sürdürdüğü belirtildi.

    Filistin devletinin talebi üzerine Gazze’deki tek elektrik santralinin acil yakıt ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunmak amacıyla 640 bin dolar tutarında maddi desteğin Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından Filistin makamlarına iletildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Anılan meblağla yerel olarak satın alınacak yakıt, Gazze’deki hastanelere ve diğer hayati önemi haiz kuruluşlara elektrik tedarik eden santralin işleyişini sürdürmesine imkan sağlayacak.

    TİKA, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Türk Kızılayının daha önce açıklanmış olan Gazze’ye yönelik insani yardım çalışmaları da devam etmektedir. Ülkemiz, saldırılar ve abluka altında yaşam mücadelesi veren Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize tüm imkanlarıyla destek olmayı sürdürecektir.” 

    Tags: , , , , ,

  • Haberler 25.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, üst düzey devlet adamlarına verilen 164 kriptolu telefondan 80′inin dinlenildiğini tespit ettiklerini bildirdi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ın 164 üst düzey devlet adamına ürettiği kriptolu telefondan 80′inin IMEI numarasının, yasa dışı olarak dinlenme maksadıyla kaydedildiğini gördüklerini belirterek, “Bu tespit edilen 80 IMEI numarasının içinde Başbakandan, Başbakan yardımcılarına, MİT Müsteşarına, bakanlara, Genelkurmaya kadar, bunların hepsi var” dedi.

    Bakan Işık, TÜBİTAK’ta düzenlenen iftarda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Kriptolu telefonlarla ilgili soruşturmanın seyrine yönelik soru üzerine Işık, TİB’in dinlemeyi tek başına yapma şansının olmadığını söyledi. “Kriptoyu yazmayan, çözemez” diyen Işık, kriptolu telefonların dinlenebilmesi için mutlaka kriptoyu yazanın da işin içinde olması gerektiğini ifade etti.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasının internete yansıdığını hatırlatan Işık, bundan sonra kriptolu telefonların dinlendiğine net olarak emin olduklarını bildirdi.

    Bu aşamadan sonra ise söz konusu telefonların nasıl dinlendiğine ilişkin araştırma yaptıklarını anlatan Işık, şunları kaydetti:

    “Arkadaşlarımız uzun bir çalışma yaptı. Öncelikle sistemin güvenliğini inceledik, ciddi güvenlik açıkları gördük. Daha sonra sistemin tasarımına ve yazılımına baktık. Sistemin yazılımlarında da bazı korsan satırlar tespit ettik ama aktif olup olmadıklarını henüz tespit edemedik. Daha sonra da donanıma baktık. Tüm bu çalışmaları yürütürken, özellikle TİB’de biliyorsunuz dinleme kayıtlarının silinmesiyle ilgili çok fazla haber çıkmıştı. TİB’in TÜBİTAK’tan talebi doğrultusunda, oraya TÜBİTAK’tan giden uzmanların yaptığı çalışmada bilgi kırıntılarından, yani silmişler, 30-40 defa silmişler ama böyle kenarda, köşede, diskin tamamına ulaşamıyorlar. Kenarında, köşesinde kalan bilgi kırıntılarından bir çalışma yapıldı ve TÜBİTAK’ın 164 üst düzey devlet adamına ürettiği telefondan 80 tanesinin IMEI numarasının yasa dışı olarak, oraya dinlenme maksadıyla kaydedildiğini gördük.”

    “Tamamının bu sistemle dinlenildiğini düşünüyoruz”

    Bakan Işık, bu 80 kaydı bizzat tespit ettiklerini, ancak silinen kısımlarda diğer telefonun kaydının olduğunun da kendilerinde kesin kanaat haline geldiğini bildirdi.

    Kimlerin dinlendiğine yönelik soruyu da yanıtlayan Işık, şunları söyledi:

    “Kabinenin tamamı neredeyse dinlenmiş. Bu tespit edilen 80 IMEI numarası Başbakandan, Başbakan yardımcıları, MİT Müsteşarı, bakanlar, Genelkurmay…O 80 numaranın içinde bunların hepsi var ama düşündüğümüz şu; 80′ine biz kırıntılardan ulaşabildik. Demek ki bunun tamamı kaydedildi ki bunun 80′ine biz ulaştık. Dolayısıyla biz tamamının bu sistemle dinlenildiğini düşünüyoruz. O 80 numara içinde benim gördüğüm, Cumhurbaşkanımızın numarası yok ama dediğim gibi, orada 164 numaranın içinde olduğu için ihtimal yüzde 99,9 o numaralar da vardır.”

    “TİB’de pek çok şey karartılmış”

    Bunun, kendileri için çok kritik bir aşama olduğunu vurgulayan Işık, dinlemenin nerede ve nasıl yapıldığını bulmak durumunda olduklarını bildirdi.

    Şu an için ise üzerinde durdukları konunun, dinleme uçlarının nereye gittiği olduğunu anlatan Işık, bunların bazı yerlere servis edilmesi için uç verilmesi gerektiğini söyledi.

    Bakan Işık, şu anda bunun üzerine bir çalışma yürüdüğünü belirterek, “Bu tabii çok daha zor bir iş. Çünkü TİB’de pek çok şey karartılmış, silinmiş. Biz bu bilgi kırıntılarından ortaya çıkardık. Bir avantajımız şu; TİB’e savcılık baskın yaptığında tüm harddisklerin imajını almıştı, oradan sağlama yapma imkanımız var. Dolayısıyla bizim açımızdan nasıl dinlendiği ortaya çıktı” diye konuştu.

    Dinlemenin kimler tarafından servis edildiğini ise yargının ortaya çıkaracağını anlatan Işık, bu konuda da Ankara Cumhuriyet Savcılığının soruşturmayı yürüttüğünü kaydetti.

    “Şimdilik kriptolu telefon kullanmıyoruz”

    Kriptonun hangi kurum tarafından yazıldığının ve bu telefonları kimlerin kullandığının sorulması üzerine de Işık, kendisinin ve diğer bakanların şimdilik kriptolu telefon kullanmadıklarını bildirdi.

    TÜBİTAK’ta kriptolu telefonların yapıldığı birimde çalışan ekibi, olayın ilk ortaya çıktığı zaman görevden uzaklaştırdıklarını anımsatan Işık, “Şimdi orada kriptolu telefonların tasarımından yazılımına, güvenlik önlemlerinin alınmasına kadar, yazanın dahi dinleyemeyeceği bir kurgunun yapılması için çalışıyoruz. Arkadaşlarımın bana verdikleri bilgi, yıl başına kadar yeni kriptolu cep telefonlarını yine üst düzey devlet yetkililerinin kullanımına sunacağız” dedi.

    “Yargı, ‘kim dinledi, niçin dinledi ve kime servis etti’, bunları ortaya çıkarmak durumunda”

    Kriptolu telefonların dinlenmesinde yabancı istihbarat örgütlerinin de işin içinde olup olmadığına yönelik soruyu da yanıtlayan Işık, bunu ortaya çıkarmanın kendilerinin işi olmadığını söyledi.

    Yargının bunu mutlaka ortaya çıkaracağını belirten Işık, bir ülkenin Başbakanını, MİT Müsteşarını veya Genelkurmay Başkanını kimin, niçin ve ne amaçla dinlediğini herkesin sorması gerektiğine dikkati çekti.

    Işık, şöyle devam etti:

    “Biliyorsunuz geçenlerde önemli bir tartışma yaşandı. Amerika’nın Merkel’i dinlediği ortaya çıktı ve kıyamet koptu. Şimdi Amerika’nın Almanya Başbakanını dinlemesinin bir mantığı var ve ‘biz yapmadık’ da demediler değil mi? Fakat Türkiye’de, kendi içinde bir illegal yapının Başbakanı, Genelkurmay Başkanını hatta Cumhurbaşkanını dinlemesinin bir mantığı yok. Dolayısıyla bu bir, kamuoyu vicdanında karşılığını bulacak. İkincisi de yargı, ‘bunu kim dinledi, niçin dinledi ve kime servis etti’ bunları da ortaya çıkarmak durumunda. Ümit ederim ki bunlar bir bir ortaya çıkar ve Türkiye de bu dönemi bir daha yaşanmayacak şekilde kapatır.”

    “Bunlar birbirlerini rüyalarında tanımadılar herhalde”

    Bakan Işık, 164 kriptolu telefonun sayı olarak çok olup olmadığını yanıtlarken de Türkiye gibi bir ülkede bu sayının çok olmadığını söyledi.

    Kendisinin Bakanlık görevine geldiğinden bu yana kriptolu telefonları hiç kullanmadığını, çok gizlilik gerektiren bir görüşmesinin de zaten olmadığını anlatan Işık, “Bizim hedefimiz yıl sonuna kadar yeni bir yazılım, yeni bir tasarım ve yeni bir donanımla ve bir daha kesinlikle birbirleriyle irtibat kurmalarını mümkün kılmayacak şekilde kriptolu telefonu hizmete sokmak” dedi.

    Bugünlerde paralel yapıyla ilgili operasyonların yapıldığına işaret eden Işık, şöyle konuştu:

    “Herkes ‘biz masumuz’ diyor. Tabii kimin suçlu, kimin suçsuz olduğuna yargı karar verecek. Temel bir ilke de kişinin suçu ispat edilene kadar suçsuzdur ama takdir edersiniz ki bir kriptolu telefonun dinlenebilmesi için işin içinde TÜBİTAK’ın, Emniyetin, TİB’in, hatta bazen yargının olması gerekiyor. Şimdi bunlar da birbirlerini rüyalarında tanımadılar herhalde. Organize bir yapının olduğu su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla bundan sonra böyle bir organize yapının kurulamaması teminat altına alınmalı ve böyle bir yapının kesinlikle Türkiye’de kuruluşuna müsaade etmeyecek mekanizmanın oluşması önemli.”

    “Dinlemelerin ne süreyle yapıldığına ilişkin şu anda bir tespit yok”

    Bakan Işık, dinlemelerin ne kadar süreyle yapıldığına ilişkin ise şu anda bir tespitin olmadığını ifade etti.

    Yeni yapılacak kriptolu telefonların kaç kişiye verileceğinin sorulması üzerine de Işık, buradaki sayının kendilerinin belirleyeceği bir konu olmadığını söyledi.

    Bu konuda Başbakanlık, Milli Güvenlik Kurulu ve ilgili diğer kurumların, ihtiyaçlarını kendilerine bildirdikleri noktada bu ihtiyaca cevap vermekle mükellef olduklarını anlatan Işık, “Bu sayı 150 olur veya 200 olur. O bizim bileceğimiz bir şey değil” dedi.

    Kriptolu iletişim konusunda tüm dünyadaki genel kuralı da açıklayan Işık, “Kriptoyu üretenle sertifikayı üreten aynı yer olmaz. Genelkurmay buna dikkat etmiş ama onu da farklı bir yöntemle by-pass etmişler. Bunların artık bir daha böyle bir organize yapının eline geçmemesi için mutlaka güvenlik tedbirlerinin alınması önemli” diye konuştu.  

    Tags: , , , ,

  • Haberler 25.07.2014 Yorumlar Kapalı

    Denizli Escort Haber;

    Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, “Türkiye’de din, mezhep ve ırk üzerinden bir takım sinsi siyasetler yürütülmektedir” dedi.

     Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanını ilk defa halkın seçecek olmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’de din, mezhep ve ırk üzerinden bir takım sinsi siyasetler yürütülmektedir. Halbuki biz Türkler, ırkçılık kavramına hiçbir zaman iltifat etmedik. Bizim anayasamızda, bizim tarihimizde hiçbir zaman töremizde de ırkçılık yoktur” dedi.

    İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Kayseri’de bir otelde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, salondaki herkesin yemekten sonra devletin bekası için dua ettiğini söyledi.

    Türk milleti için iki kutsal olduğuna dikkati çeken İhsanoğlu, şunları kaydetti:

    “Birisi milletin bütünlüğü, bölünmezliği, vatanın bölünmezliği ve devletin bekasıdır. Bugün Türkiye bu değerleri nesilden nesle taşımak için özel bir uğraş verme durumundadır, büyük bir mücadele vermektedir. Çünkü maalesef toplumumuzda bir takım ayrık otları, bir takım zıtlaşmalar, bir takım kutuplaşmalar, cepheleşmeler vuku bulmaktadır ve Türkiye bölünme tehlikesi yaşanmaktadır. Türkiye’de din, mezhep ve ırk üzerinden bir takım sinsi siyasetler yürütülmektedir. Halbuki biz Türkler, ırkçılık kavramına hiçbir zaman iltifat etmedik. Bizim anayasamızda, bizim tarihimizde hiçbir zaman töremizde de ırkçılık yoktur. Bu topraklar bizim olduğu günden itibaren bin seneden beri hep bize vatan olduğu gibi bize misafir olarak gelenlere de vatan olmuştur. Burada yaşayanlarla birlikte vatan yaptık. Bin seneden beri biz bu topraklarda bir ve beraber yaşıyoruz. Türkiye Cumuhuriyetimiz bundan sonrada ilelebet payidar olacaktır”

    Bugün Türkiye’nin içeride ve dışarıda zor seçeneklerle karşı karşıya olduğunu ifade eden İhsanoğlu, çok kısa zaman sonra, iki hafta sonra bu konudaki tüm endişelerin bir tarafa atılacağını ve halkın kararını vereceğini belirtti.

    Milletin bu geminin kaptanlığına üç kişiden birini seçeceğini dile getiren İhsanoğlu, “Milletin tamamını kucaklayan, bir kısmını kendine yakın sayıp ötekilerine, öteki bunlar muamelesi yapan, elinin tersiyle iten onları tokatlayan birini seçmeyecek. 76 milyonu hiçbir fark gözetmeksizin siyasi taraf tutmadan bütün milleti kucaklayacak birini seçecektir. Türkiye güçlü bir lider istiyor ama kendi gücünü milletin üzerinde kabul eden birisini istemiyor. Millet seçimle o gücü verecektir, anayasa o gücü verecektir. Ama o, o gücü kendi siyasi gündemi için değil, kendi düşünceleri için değil, kendi dar çerçevesi için değil bütün milletin menfaati, devletin bekası için kullanacaktır. O bakımdan 10 Ağustos seçimleri tarihi bir seçimdir” şeklinde konuştu.

    “Oyunuza sahip çıkın”

    Vatandaşlardan mutlaka oylarını kullanmalarını isteyen İhsanoğlu, şöyle devam etti:

    “Oyunuzu kullanmanız da yetmiyor, oyunuza sahip çıkın. Sandığa atılan oy her zaman hedefe ulaşmıyor. Arada bir takım boşluklar var, ceryanlar kesiliyor, şişko fareler, kediler trafolara giriyor. Bu şişko kediler zaten ciğeri kaptıkları için ciğerin büyük kısmını yedikleri için şişiyorlar, o karanlık işlerin çevrilmesini istiyorlar. O bakımdan hepimiz dikkatli olmalıyız ve kullandığımız oya sahip çıkmamız lazım. Yoksa sandığa verdiğiniz oyu masada kaybedebilirsiniz. Türkiye bunun örneklerini görmüştür. Bu hayati bir karardır. Anamızın ak sütü gibi helal oylarımız demokratik bir netice olarak ortaya çıkmalıdır. Türk milleti ‘yeter artık’ sözünün gereğini yapmış olacaktır.”

    Türkiye borç sarmalından kurtulmalıdır

    Türkiye’nin yurt içindeki sıkıntılarından bazılarının adaletsiz vergi sistemi olduğunu belirten İhsanoğlu, bunun borçlanmadan kaynaklandığını, yüzbinlerce fakir ve orta seviyedeki halkın borç sarmalı içinde olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin bu borç sarmalını aşması gerektiğini dile getiren İhsanoğlu, “Söz veriyorum, cumhurbaşkanı olduğumda bu borç sarmalını çözmek için cumhurbaşkanı yetkilerini, hükümeti davet ederek, meclisteki grup başkanlarını, parti liderlerini davet ederek, cumhurbaşkanının emrindeki iktisatçıları, maliyecileri davet ederek bu meselenin üzerine derinlemesine bir araştırma yaparak bu borçların nasıl kaldırılacağına çözüm bulmak istiyorum. İnsanlarımız artık huzur ve refah içinde yaşamak istiyorlar. En acil meselelerimden birisi bu olacaktır” diye konuştu.

    Bunun dışında iç huzuru temin etmek için bütün siyasi partilerle iş birliği yapacağını kaydeden İhsanoğlu, “Türkiye’de siyasi baraj sistemi çok zalim bir sistemdir. Bu baraj sistemi Türkiye’de siyasetin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemektedir. Onun için biz seçildiğimiz zamana 10 Ağustosta yapacağımız işlerden birisi bu zalim seçim sisteminin düzeltilmesi ve milli iradenin meclise daha sağlıklı bir şekilde yansıtılması için bütün çalışmalarını yapacağız” dedi.

    Herkesin aylardır endişeli olduğunu ve Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberinin arttığını ifade eden İhsanoğlu, “Irak ve Suriye’de Müslümanlar büyük eziyetler yaşıyor. Bunlar içinde Türkmenler de var. Bizim Uygur Türkleri’nin problemleri var. Bunlarla hiç kimse ilgilenmiyor. Bizim devletimiz Mısır’daki Rabia ile meşgul ama Uygurlar ile değil. Ben buna karşı değilim. Onlarda din kardeşimizdir. Onların yanında dururken bizim de Rabia hatunumuza sahip çıkmamız lazım. Çünkü onların dünyada Türkiye’den başka gideceği başka devlet yok. İşte bunlar bu meselelerle uğraşmak bence cumhurbaşkanının birinci vazifesidir. Bu ateşe benzin dökmek değil su dökmek lazım” ifadelerine yer verdi.

    Tags: , , , ,